Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkati çekmek, bir soykırım süreci olan ablukayı kırmak için 6 Nisan’da Küresel Sumud Filosuna gönüllü katılan, Siyonist Terör Örgütü İsrail’in uluslararası sularda hukuksuz müdahale ve engellemesi sonucu yurda dönen 10 başkanımızı önce İstanbul’da karşıladık, ardından Genel Merkez binamızda üye ve çalışanlarımızla buluşturup ağırladık.
Sumud, dayanıklılık, direnç ve kararlılık demektir. Dolayısıyla hiçbir insan hakkı, hukuku tanımayan, medeniyetten yana nasipsiz, insaniyetten yana mahrum, zalim, barbar Siyonist yapının, Batı’nın kimi kanlı, kirli, karanlık güçlerinden de destek alarak pervasızca, zalimce sürdürdüğü işgal ve katliama karşı verilen küresel, kararlı, sürekli mücadelenin adıdır Sumud. Sumud, ırk, renk, dil, din, coğrafya farkı gözetmeksizin bütün insanî değerlere karşı saldırıya geçen zorbalığın, örgütlü küresel iyilik, erdem ve vicdan hareketiyle durdurulmasıdır. Sumud’a katılmak, onu desteklemek emperyalizme teslim olmamak, mazlumdan, insan onurundan, adaletten, özgürlükten yana olmaktır. Bu anlamda Sumud ve Sumud’un cesur, korkusuz yürekleri, saflarını, duruşlarını insanlık onuru ve vicdanı adına çok net belli etmişlerdir. Sembolik olarak bütün bir insanlığı taşıyan Sumud, bütün bir insanlığa umuttur. Sumud’a binmek Nuh’un gemisine binmek gibidir. Sumud fıtratın haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkmasıdır; gerçek manada insanlığın saf yanının emperyalist yalanlarla kirlenmemesidir. Sumud teslim olmamaktır, tertemiz kalmış vicdanın ayaklanmasıdır; uyanıştır, doğruluştur, direniştir. Sumud evrensel örgütlü zalimlere karşı, evrensel örgütlenmeyle mazlumun yanında olmaktır.
Sumud Eğitim-Bir-Sen olarak bizim varoluş iddia ve ilkelerimizin temellerini ifade eder. O nedenle de sendikamızın değerli başkanları başta olmak üzere bu direniş hattında yer almak için neredeyse bütün dava arkadaşlarımız öne çıktılar. Ne ki, mahdut sayıyla sınırlamak durumundaydık. Onları amacımızın, idealimizin, sevdamızın ufuklarına severek, sevinerek gönderdik. Onlar da düğüne bayrama gider gibi adeta çocuklar gibi sevinerek gittiler. Bu yolun, yolculuğun sonu dünya değerleriyle başka türlü bitebilirdi. Ama arkadaşlarımızın mukadder sonu muazzam bir teslimiyetin sevinç ve huzuruyla kabullenmeleri, kardeşçebirliğimizin ne kadar güçlü, sağlam olduğunu ortaya koymuştur.
Bizi yoktan var eden, bize hayat, anlam, vicdan, fikir, duygu veren Rabbimiz'e hamd olsun. Onları bütün teşkilatımız adına, inanmanın esenliği ile selâmlıyorum. Rabbimiz, bütün yeryüzü mazlumlarına, hususen her dem tarifsiz ölümlerin,yoklukların kucağında yaşayan Gazzeli mağdur kardeşlerimize, onlara bir yudum su, bir parça ekmek, bir avuç ilaç ulaştırmak, dahası İsrail terör şebekesine karşı savaşmak için büyük bir arzu duyan, bunun için yollar arayan insanların kalbine, ebedi sükûnetin serinliğini versin. Kardeşlerimizi uğurladık. Rabbimiz onlara cennet esenliğinin serinliğini hissettiren dostlar nasip etsin.
Sizler değerli Başkanlarım, hak için haksızlığa karşı, adalet için zulme karşı, özgürlük için işgale karşı tarihi bir eylem gerçekleştiren siz değerli başkanlarım, bizim için, ümmet ve en önemlisi bütün bir insanlık için, çağlara mal olacak destansı bir görev icra ettiniz, ediyorsunuz. Siz de bir hicret yolculuğundasınız. Zulmetten nura, haksızlıklardan adalete, ölümden hayata, barbarlıktan medeniyete uzayan bir yoldasınız, yol alıyor, yol açıyorsunuz… Fikir ve hareket adamı olarak kavgasını verdiğiniz değerler, insanın bütün kültürel sınır ve seviyelerinin fevkinde bir anlama ve muhtevaya sahiptir. Davamızın çağları aşan niteliği buradan kaynaklanır. Ve yine sadece Müslümanların değil, başta zulme maruz bırakılan bütün mazlumların ve asaletini yitirmemiş insanlık onurunun kararlı imanı, korkusuz yüreği, gür sesi olarak sefere çıktınız, seferdesiniz. Örgütlü evrensel kötülüğe karşı, örgütlü evrensel iyiliği temsil ettiniz, ediyorsunuz. Nemutlu size. Her biriniz ayrı bir öykü, her biriniz ayrı bir iman, imkân, dünya, her biriniz ayrı bir açı, açılım olarak Nuh’un Gemisindesiniz. Nuh’un gemisinde olanlar kurtulacaklardır. Daha doğrusu kurtulanlar Nuh’un gemisinde olanlardır.Şahsınız ve cephe arkadaşlarınız adına nasıl sonuçlanacağını bilemesek de ümmet ve insanlık adına bir zafer ve eşsiz kazanımla biteceğinden kuşku duymadığımız, gece gündüz bunun için dua ettiğimiz cihadınız, eni sonu Allah tarafından mutlaka cennetle mükâfatlandırılacaktır. Hem kendiniz adına yüklendiğiniz hem çocuklarınıza ve bizlere miras olarak bırakacağınız bu onur, ne göz kamaştırıcıdır bilseniz. Şimdi, karanlığa batmış yeryüzü, sizlerin kalbinizde ağarıyor. Şimdi, yeryüzünün bütün gelecek ufukları, önce gözlerinizde aydınlanıyor. Biz imanınıza, azminize, samimiyetinize, cesaretinize şahidiz kardeşim.
Sizi tanımak, sizinle birlikte olmak, birlikte yürümek, birlikte şarkı, şiir söylemek, birlikte secdeye varmak, birlikte itaat ve isyan etmek, evet varlığımızın her imkânıyla sizlerle birlikte olmak ne büyük bahtiyarlık. Şahsen benim gerçek zenginliğim sizlersiniz. Sizlerle dost olmak, sizlerle dost kalmak, sizlerle yoldaş olmak, aynı menzile yönelmek ne büyük saadet, ne büyük onur.
Size dua ediyoruz. Ama asıl siz bize dua edin.
Sumud’daki kardeşlerimize bin canla, bin umutla, bin sevdayla selâm ediyoruz. Sabırlar ve kolaylıklar diliyoruz. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Yolunuz, bahtınız, ufkunuz açık olsun.
Gazanız mübarek ve makbul olsun. Allah'a emanet olunuz.
Başkanlarımızı bu duygularla uğurlamıştık 6 Nisan’da.
İşbirlikçi Yunan’ın destek ve yardımıyla arkadaşlarımız Girit adasının batısında hukuk dışı bir baskınla gözaltına alınarak engellendiler. Çok kötü muamele ve işkencelere maruz kalmalarına rağmen hiçbir arkadaşımızda bir santim bile gevşeme, üzülme görülmedi. Düşmana, onları tir tir titreten keskin bakışlarla karşı koydular. (Bu süreçte yaşananları sitemizdeki ilgili haberde yayınladık.) devlet bürokrasimizin son derece insani ve başarılı diplomatik girişimi ile başkanlarımızla birlikte alıkonan diğer ülke aktivistleri de Türkiye’ye geldiler.
Hoş geldiniz. Esenlik, özgürlük, adalet yurduna, ülkemize, evinize hoş geldiniz. Akdeniz'in derin, serin sularından Özgür Filistin müjdesi, rüzgârıyla geldiniz. Bir gökyüzü nakışı gibi, yeni göklerden, ufuklardan müjdeler, Samanyolu'ndan aydınlıklar gibi, bir umut çağlayanının, ışık çağının, çağrısı olup geldiniz. Umut, kararlılık, güven getirdiniz. Hepinizin gözleri nemli değil, namlu gibiydi. Siyonizmin alçak korkaklarına bu namluların çevrilmiş olması bile yeter. Bu korku onları rahat bırakmaz, bırakmayacak. Hoş geldiniz, esenlik getirdiniz.
YARIN GEÇ OLMADAN
Bizimle canlanacak nice umutlara doğru
Öğretmenin başı şiddetle ağrıyor
Bu böyle gitmez, gidemez
Yürüyüşümüz hakikate, tarihin ve insanlığın kalbine doğrudur
Kazanımlarımızın niteliği
Türkiye Yüzyılı’nda sendikalar ve Eğitim-Bir-Sen
MEB'e Soruyorum Yöneticilikle İlgili Çıkardığınız Kaçıncı Yönetmeliktir Bu ?
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
Destansı Yürüyüş, Umudun Zaferi, Birliğin Gücüyle Büyüyen Başarı Hikâyesi
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
Algı, Gerçeği Perdelediğinde Çöker
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme