TCE (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) Politikaları ve Aile Yapımıza Dışardan Bir Müdahale?
0 | | | 23-02-2019

Mükremin KÖSE
TCE (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) Politikaları ve 
Aile Yapımıza Dışardan Bir Müdahale…
 
Kadına şiddet kavramı etrafında, on yılı aşkın bir süredir, ülkemizde de usul usul bazı düzenlemelerin yapıldığını görmekteyiz.. 
“Ne var ki bunda..” diyebilirsiniz.. 
“Kadına şiddet önlenmesin mi?” Diye de sorabilirsiniz.. 
Tabi ki kadına şiddete hayır.. 
Kim anasına, bacısına, karısına, kızına şiddet uygulanmasına rıza gösterir ki.. 
Böyle bir şeyi zaten kültürel kodlarımızda da hakaret kabul ederiz..
Varsa akrabalarınız arasında ululara sorun bakalım ne diyecekler..
Kültürümüzde de bu böyledir..
Erkek adam kadına el kaldırmaz..
 
Bir yerde kadına şiddet uygulanmışsa, sağlıklı bir şekilde araştırılırsa görülecektir ki.. Orada bir anomali, 
Orada normal olmayan, patolojik bir durum vardır.. 
Ya alkol ve ona benzer ortamlar..  
Ya psikolojisi bozuk biri.. 
Ya aile içi tahammülsüzlükler..
Ya da bunlara benzer; kabul edilmesi mümkün olmayan.. 
Tedavi ya da hukuki karşılık gerektiren durumlar vardır. 
Kaldı ki şiddet, kim tarafından kime, ne zaman ve nerede yapılırsa yapılsın.. 
Her zaman suçtur.. 
Her zaman da kabul edilmesi mümkün olmayan bir suç olarak kalacaktır..
 
Kadına şiddeti önleyelim derken…
Öyle kimselere, öyle kanunlara, öyle anlaşmalara.. 
Sorgusuz sualsiz imza atmış ve siyaseten, ülke olarak yol vermişiz ki…
 
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışmaları öyle bir yere doğru gidiyor ki..
Bu yolun sonunda..
O bildiğimiz dört duvar aile yapısına..
Sırları ve yol arkadaşlığı olan..
Kederdaşlığı ve kaderdaşlığı olan.. 
Kanaat eden.. 
Zenginliğin ve yoksulluğun, sevgi ve saygıyı azaltmadığı..
Kitabına, geleneğine bağlı.. 
Büyüğün küçüğü, küçüğün büyüğü bildiği..
içinde bayram; kandil, cenaze, yas, düğün, nişan, dayanışma olan..
Kadim aile yapısına…
Elveda…
Demek var…
 
Kadına şiddeti önleme çalışması gibi…
Aslında kimsenin itiraz etmediği.. 
Sureti haktan görünen bir yaklaşımın altında.. 
Çok derin bir şekilde..
Aileyi yok etme amacının yattığını görüyoruz..
Her zamanki gibi başka bir surette geliyor düşmanlık..
 
Ailenin kadın için güvenilmez bir yer olduğu…
Erkeğin potansiyel şiddet unsuru olduğu... 
Kadının ailede eşit olmadığı ve benzeri algılar üzerinden…
Değişik bir kadın erkek rol dağılımının hesaplandığını görüyoruz…
 
Aile yapımızı..
Kadına şiddet mottosu üzerinden bozmaya çalışanların canhıraş tutumları ve..
Çabalarının yoğunluğu.. 
Burada ifade ettiklerimizden kat be kat fazla ve akıl almaz formlarda.. 
Kanunlarımıza öyle bir girmiş durumdalar ki.. 
Bir yerde bir kadın..
Bir sözüne canı sıkıldığı kocasını, yalandan bile şikayet etse.. 
“Acil gelin, şu adresteyim kocam bana şiddet uyguluyor” dese
Polis dört dakika sonra kapıda .. 
Ve yalandan çağırmış olsa bile yaptırımı yok.. 
Tek yaptırım yıkılan yuva...
 
Konu ile ilgili olarak geçtiğimiz günlerde elimize geçen bir raporda okuduklarımız..
Uykuları kaçıracak nitelikte..
Kime eğitim veriyoruz..
Aile nereye gidiyor..
Aile Bakanlığı ne işe yarar, ne yapar..
Bütün uluslararası raporlara bakıyorsunuz..
Aslında ailenin korunması açısından en iyi oranlar bizde.. 
Kadına şiddet konusunda en düşük oranlar da bizde..
Dünyaya örnek aile yapılarımız varken..
Durduk yerde, aile anlamında bitik toplumlarda uygulanan projeleri.. 
Neden örnek alıyoruz..
Bizim toplum dinamiklerimiz başka, batı toplumlarınınki başka…
Şablon gibi oradan buradan projeleri alıp…
Toplumumuza uygulamaya çalışanların..
İyiliğimizi istemedikleri, aşikar değil mi?.
 
İlgili raporun yazarlarından Doç. Dr. Mücahit Gültekin diyor ki, 
“ Türkiye’de geleneksel aile, kadın ve çocuk algısı, yeniden dizayn ediliyor. Neo-liberal kapitalist küresel sistemin değerleriyle, uyumlu bir hale getirilmek isteniyor.”
 
Sadece bizde değil bütün dünyada bu böyle..
Para ve sermaye çevreleri dünya üzerinde hareket ederken, kendilerine engel olacak herhangi bir ahlak, din, ideoloji, medeniyet ve moral değer gibi, hiçbir kırmızı çizgi, hiçbir sınır tanımadıklarını açık açık, her fırsatta ilan edip; savaşlar aça aça, ülkeler yıka yıka, ölüm ve yoksulluk saça saça ilerlemeye çalışıyorlar..
 
Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın..
Allah sonumuzu hayreylesin..
 
Medeniyetimizin 
kadim şehirlerindeki selatin camilerimizden,
en ücra mezralarımızdaki en küçük mescitlerimize kadar 
bütün ibadethanelerimizde 
her kadem vaktinde 
aramızdaki uluların usul usul seslendirdikleri kelam-ı kibarı 
bu tür akrep sokmalarına karşı merhem niyetine
bir kere daha terennüm eyleyerek 
selam ve dua ile sözü hitama ulaştıralım :
 
Safları sıklaştıralım,
Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun..
 
Mükremin KÖSE
Eğitim Bir Sen
İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı
Top